Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
©2009 ~Ayni-Marzi
:iconayni-marzi:

Artist's Comments

BtG Ocak sayısındaki Öykü Projesi için yapmış olduğum deneysel bir çalışma (italik kısımdan sonraki öykü bana ait).


Gecenin bir saati durakta araç bekliyorum. Hiç dinmeyecekmiş gibi kararlı bir yağmur yağıyor. Uzun zamandır görüşmediğimiz, kentin oldukça dışındaki yeni sitelerden birinde oturan arkadaşıma uğramıştım. Konuştuğumuz konular kısa sürede bitiyor, araya uzun sesizlikler giriyordu. Kalmam için çok ısrar etmiş, bu saatte araç bulamayacağımı söylemişti ama ben dönmekte kararlıydım. İkimizin de hissettiği, üzerini örtmeye çalıştığımız olumsuz hava nedeniyle orada kalamazdım. Arkadaşım da ısrar ederken o kadar içten değildi aslında. On dakikadır bekliyorum, ne otobüs geçti ne de taksi. Bir süre daha beklemeye karar verdim, olmazsa arkadaşımın evine dönecektim. İkinci sigaramı da bitirmiştim ki, uzaktan bir aracın farlarını gördüm. El kaldırdım. Yavaşlayip önümde durdu. İçinde sürücüden başka kimse yoktu. Direksiyonun başındaki adam eğilip bana baktı.

"Afedersiniz," dedim, "uzun süredir bekliyorum, tek bir araç bile geçmedi. Kente gidiyorsanız beni de alabilir misiniz?" Adam sağ kapıya doğru uzanip kilidi açtı. Teşekkür ettim. Rica ederim, dedi. Tok, etkileyici bir sesi vardı. Bir süre konuşmadık. Arabanın içine yayılan hafif müzik sileceklerin hareketine büyülü bir hava veriyordu. Suskunluğu bozmak için, "burada mı oturuyorsunuz?" dedim. "Hayır" dedi. Yeniden sustum. Işıklardan sağa sapınca dönup adama baktım.


"Afedersiniz," dedim, "kente gitmiyor muyduk?" Adam yanıt vermedi. Karayoluna çıkınca aracın hızını arttırdı. Kentten uzaklaşıyorduk.



..."Davranışlarınız son derece tuhaf" dedim, "hem şehir merkezine gitmediğimizi görüyorum, öyleyse nereye gidiyoruz?" diye ekledim, tedirgin olmuş bir sesle.

Sorumu duyduğuna dair bir mimik belirmemişti yüzünde; aldırmaksızın devam etti yola. Sinirlenmiştim iyiden iyiye. Hani şehir merkezinden gittikçe uzaklaşmamız yetmiyor, üstelik duymazdan geliniyorum. Adam sen de...

Sinirle "bana bak" diyecek oluyorum; dışarıya ilişiyor gözüm. Rüzgar esintili bir yağmur var hala, içeride ise tatlı bir sıcaklık; sinirim yatışıyor tabi hemen.

Nereye gittiğimizi merak etmiyor değildim, adam da merakımı gidermiyordu ama; her halukarda içinde bulunduğum sıcaklık dışarıdaki soğukluğa ağır geliyordu. İyice yayıldım koltuğa, zaten bir mahmurluk çökmüştü üstüme. Camdan izlemeye koyuldum etrafı. Yağmuru tek seferde yutarcasına çeken toprak, yağmur ve rüzgardan öfkelenmiş bir şekilde tüm dünyayı içine çekmeye and içmiş deniz dalgaları... Islanmış yerdeki su birikintilerini o yana, bu yana fışkırtarak giden arabanın çarptığı ağaç dallarının sesi; cam sileceklerinin kalkip inen görüntüsü ve gizemli şu adam. İçinde bulunduğum sahnenin korku filmi olmadığına dair tek kanıt, korkmak yerine iyice mahmurlaşip gözleri kapanan benim halim sanırım.

Korkmalısın diyen aklıma inat kapanıyor gözlerim, ağzım da destek çıkıyor, sonuna kadar esneyerek açıyor kendini. Bedenimse gerilerek veriyor desteğini, iyice mayışmıştım anlaşılan.

"Nereye ki bu yolculuk?" diye mırıldandım.

"Kim bilir" diye sorarak cevap verdi tok sesli adam da. Sesine acı bir ton da eklenmişti ama. "İşte şimdi korku filmindeyim," diye düşünerek irkildim "sanırım".

Yeni farkına varmıştım, yol ilerledikçe kıvrımlaşıyor, hissedilmeyecek derecede hafif bir yokuşla tepeye doğru çıkıyordu. Denizle aramızdaki mesafe arttıkça da adamın yüzündeki ifade farklılaşıyordu. Göz ucuyla bakıyor gibi gözüksem de, adamın mimikleri ilgimi çekmişti; bir an acıyla kıvranıyor, sertleşiyor akabinde, sonra hüzüne bürünüyor birden, hani neredeyse gözleri dolu dolu olacak.

Tepeye varmıştık. İyiden iyiye merakım artmıştı; ama nasılsa sorduğum soruyu duymazdan gelecek.

"İkidir cevap vermiyorsunuz; verdiğinizde de pek bir cevap gibi olmuyor" dedim sesime kinaye katarak. "Bu tepeye niye geldik?"

Arabayı durdurmuştu, bu sefer sorum ilgisini çekmişti galiba. Yüzünü bana dönerek gözlerimin taa içine baktı; suratında tanımlayamadığım garip bir ifade ile. Sanki kararmıştı yüzü; ifadesizlik mi vardı? Galiba. Belki de dinginlik.

Yüzünü döndü ve arabadan çıktı, kapısını açık bırakarak. Tepe üstündeydik, bir yamacın hemen gerisinde. Yağmur yağıyordu dışarıda, rüzgarla karışık ve kayboldu birden adam. Anlam kazanmıştı tüm davranışları.

Açık kapıdan yağmur damlaları süzülüyordu içeri. Kalktım ve şoför koltuğuna geçtim, kontağı çevirdim. Artık şehir merkezine gidebilirim. Sanırım.

Comments


love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
No comments have been added yet.

Details

January 31
1.2 MB
78.9 KB
1024×819

Statistics

0
1 [who?]
98 (0 today)
12 (0 today)

Share

Link
Embed
Thumb

Site Map